300 Kelimelik Korku: Paragrafı Kısaltmak Neden Eksiltmek Değildir?
Yıllarca bir iddiayı üç yüz kelimeyle savunmadığımda yazının 'hafif' kalacağından korktum; oysa okurun gözünde o koca bloklar derinlik değil, yazarın kendi zihnini sayfada temizleme tembelliğiydi.
Yazı yazmaya başladığım ilk yıllarda masamın üzerine çöken tuhaf bir suçluluk duygusu vardı: Eğer bir iddiayı en az üç yüz kelimelik, dipnot hissi veren, araya bolca niteleme ve ihtiyat payı sıkıştırdığım koca bir gövde paragrafıyla savunmazsam, yazının 'hafif' kalacağına inanırdım. Kısa yazmak bana özensizlik, emeği saklamak, hatta okura haksızlık etmek gibi gelirdi. Bu yüzden aynı fikri üç farklı bağlaçla pekiştirir, yanlış anlaşılma korkusuyla her cümlenin altına görünmez destek ayakları koyardım.
Yıllar sonra eski bülten taslaklarıma baktığımda gördüğüm şey derinlik değil, kendi zihnimi okurun gözü önünde temizleme tembelliği oldu.
Biz yazarlar o uzun paragrafları 'emek ve nüans' zannederken, okur bambaşka bir zanaat işletiyor. Nielsen Norman Group tarafından yapılan göz izleme (eyetracking) araştırmaları, okurların ortalama bir web sayfasındaki kelimelerin yalnızca %20 ila %28'ini okuduğunu gösteriyor. Yazarın 'aman eksik kalmasın' diyerek metne yığdığı her dolgu cümlesi, okur için aslında bir sonraki ara başlığa atlama gerekçesinden başka bir şey üretmiyor. Okur derinlikten kaçmıyor; yazarın kendi güvensizliğini örtmek için ördüğü sözcük duvarlarını aşmaktan yoruluyor.
William Zinsser, On Writing Well kitabında gereksiz sözcük kalabalığının (clutter) bilgi fazlalığından değil, düşüncedeki bulanıklıktan ve yazarın kendini güvende hissetme telaşından kaynaklandığını söyler. Bir paragrafı budamak fikri eksiltmez; aksine düşüncenin omurgasını görünür kılar.
Taşıyıcı Kolon ile İskele Ayrımı
Atölyede uzun süre şu hatayı yaptım: Paragrafı kısaltmaya karar verdiğimde ilk iş sıfatları silip cümleleri gelişiüzel bitiştiriyordum. Bu mekanik bir budamaydı ve geriye sadece nefessiz, kupkuru özetler kalıyordu. Oysa zanaat, metni rasgele budamak değil; neyin 'taşıyıcı kolon', neyin yalnızca inşaat sırasında kurulan geçici 'iskele' olduğunu ayırt edebilmektir.
Bugün uyguladığım mikrotaktik basit bir 'eksilme testi'ne dayanıyor: Paragraftan bir cümleyi sildiğinizde mantıksal nedensellik çöküyor mu? Eğer o cümle çıktığında iddia havada kalmıyorsa, o ifade bir argüman değil; yazarın kendine aldığı bir güvenlik önlemidir (hedging).
300 kelimelik hantal bir pasajı 3 cümleye indirirken korumanız gereken mimari üçgen bellidir:
- Net İddia: Yazarın ne savunduğu.
- Somut Gerekçe: İddiayı taşıyan veri, mantık ya da deneyim.
- Çıktı / Yön: Bu durumun okur için doğurduğu sonuç.
Bunun dışındaki her şey—konuyu bilinen genellemelerle çerçeveleme çabaları, 'şüphesiz ki', 'bilindiği üzere' gibi dolgu bağlaçları—okurun sırtına yüklenen bilişsel bir yüktür.
Elbette bu, Gary Provost'un ritim uyarısını unutup metni telgraf şifresine çevirmek anlamına gelmez. Yeni ve çok katmanlı bir kavramsal model kurarken uzun ve nefesli açıklamalar meşrudur; ancak sıradan bir argümanı süslemek için sayfalar harcamak zanaat değil, gevezeliktir.
Haftanın Atölye Kuralı: Bir taslağı yayına almadan önce her gövde paragrafındaki cümlelere tek tek şu soruyu sorun: "Bu cümleyi tamamen silersem okur düşüncenin takibinde ne kaybeder?" Yanıtınız "hiçbir şey" ise, o cümleyi korumak metne değil, yalnızca yazarın egosuna hizmet ediyordur.
Peki, kendi taslaklarınızda hangi cümleleri fikri derinleştirmek için değil, yalnızca sessizlikten ve kısalığın getirdiği çıplaklıktan korktuğunuz için tutuyorsunuz?
Sıkça sorulanlar
Metin yazarlığında paragraf kısaltmak fikri eksiltir mi?
Paragraf kısaltma, metindeki dolgu ifadeleri ve tekrarları temizleyip ana fikri netleştirme işlemidir. Bu yöntem düşünceyi eksiltmez; aksine gereksiz sözcükleri (clutter) ayıklayarak argümanın taşıyıcı kolonlarını ortaya çıkarır, okuma akıcılığını ve metnin anlaşılabilirlik düzeyini artırır.300 kelimelik bir paragrafı üç cümleye indirirken hangi ögeler korunmalıdır?
Uzun bir paragrafı fikri bozmadan üç cümleye indirmek için 3 temel öge korunmalıdır: Yazarın ana tezini belirten net iddia, bu iddiayı destekleyen somut gerekçe veya kanıt ve okurun buradan çıkaracağı nihai sonuç veya eylem yönü.Yazarlıkta eksilme testi nedir ve nasıl uygulanır?
Eksilme testi, metinden bir cümle silindiğinde ana argümanın mantıksal nedenselliğinin çöküp çökmediğini ölçen editoryal bir tekniktir. Cümle çıkarıldığında iddia havada kalmıyorsa, o ifade taşıyıcı kolon değil, yazarın güvensizliğinden kaynaklanan gereksiz bir dolgudur.
