Duyguyu Sıfatla Vermek Yanılgısı: Metnin Motoru Neden Fiillerdir?
Eğer bir cümlede etkiyi sıfatlara emanet ediyorsanız, okura yalan söylüyorsunuzdur.
Yıllarca metni süslemek, okuru ikna etmek ve 'edebi' bir tat bırakmak için sıfatlara sığındım. Bir ürünün ne kadar iyi olduğunu anlatmam gerektiğinde 'kusursuz', 'çarpıcı', 'benzersiz' kelimelerini peş peşe diziyordum. Zengin bir resim çizdiğimi sanıyordum; oysa sadece gürültü yapıyormuşum. Eğer bir cümlede etkiyi sıfatlara emanet ediyorsanız, okura sadece ne düşünmesi gerektiğini dikte ediyorsunuz demektir.
Metnin gücü, nesneleri nasıl betimlediğinizde değil, o nesnelerin ne yaptığında gizlidir. Bir adamın 'çok hızlı koşan' biri olduğunu söylemek, cümleye hantal bir yük bindirir. Bunun yerine adamın 'fırladığını' söylemek, sahneyi doğrudan okurun zihnine yansıtır. Ernest Hemingway'in Buzdağı Teorisi (Iceberg Theory) tam da bunu savunur. Bu teoriye göre, metnin yüzeyinde sıfatlardan ziyade eylem ve diyaloglar, yani fiiller bulunmalıdır; asıl duygu ve anlam ise metnin altında sezdirilir. Sıfatlar okura ne hissetmesi veya düşünmesi gerektiğini dikte eden tembel etiketler olarak işlev görürken, güçlü fiiller eylemi göstererek okurun metne dahil olmasını sağlar.
