Kötü İçeriğin Suçlusu Yazar Değil, 'Pozitif' Brief'lerdir
Yıllarca yazarlara sayfalar dolusu 'şunları mutlaka kullanın' listeleri gönderdim ve her seferinde istediğim tüm anahtar kelimeleri barındıran ama ruhsuz, plastik metinler aldım.
Yıllarca içerik siparişlerimde aynı hatayı yaptım: Yazarın önüne beş sayfalık bir 'bunlar kesinlikle olsun' listesi koymak. İstediğim tüm anahtar kelimeleri, verilmesini istediğim tüm mesajları, hedef kitle analizlerini madde madde yazardım. Sonuç? Her seferinde kutucukları işaretlenmiş ama tamamen ruhsuz, plastik metinler aldım. Başlangıçta sorunun yazarlarda olduğunu sanıyordum. Ancak sorun onlarda değil, benim geleneksel 'pozitif' brief illüzyonumdaydı. Bir yazara sadece ne yapması gerektiğini söylediğinizde, onu yaratıcı bir zanaatkardan çok bir montaj işçisine dönüştürürsünüz. Bir dönem 'Yapay zeka üzerine vizyoner bir makale' siparişi vermiştim. Brief'te konunun ne kadar yenilikçi olması gerektiğini, hangi sektörlere dokunacağını uzun uzun anlattım. Gelen on metnin sekizi tam olarak şu cümleyle başlıyordu: 'Hızla gelişen dijital dünyamızda...' Bu klişeyi yazmamalarını onlara söylememiştim. 'Vizyoner olun' demek işe yaramadı; çünkü soyut bir pozitif yönlendirme, beynin en kolay ulaşabildiği ilk hazır kalıba gitmesini engellemez. Harvard Business Review'da yayımlanan yaratıcı kısıtlamalar üzerine psikolojik araştırmaların işaret ettiği temel bir nokta var: Seçenekleri kısıtlamak, örneğin belirli kelimeleri yasaklamak, beyni tahmin edilebilir çağrışımları es geçmeye ve yeni çözümler üretmeye zorlar. Bu, yaratıcı süreçlerde 'Via Negativa' yani negatif yol olarak bilinir. Fazlalıkları, klişeleri ve istenmeyenleri çıkararak öze ulaşma sanatıdır. Yazarın elinden tutup ona kelime kelime ne yazacağını dikte etmek yerine, uçurumun kenarlarına çit çekmeniz gerekir. Bunu atölyede uygulamaya başladığımda, 'Şunu yaz' demek yerine 'Şu kelimeleri kullanırsan metni okumadan iade ederim' demenin özgürleştirici gücünü keşfettim. Brief şablonuma sadece bir 'Asla Yapılmayacaklar' (Anti-Brief) kutusu ekledim ve içine sektörel klişeleri, yasaklı giriş cümlelerini doldurdum. Ancak burada dikkat edilmesi gereken hassas bir denge var. Yazara 'Sıkıcı olma' gibi muğlak bir negatif kriter verirseniz, bu yaratıcılıktan çok felce neden olur. Bunun yerine, 'Metinde sinerji, dinamik veya inovatif kelimelerini kullanma' gibi somut, ölçülebilir sınırlar koymalısınız. Etkili marka tonu rehberleri tam olarak bu prensiple çalışır. Örneğin, Mailchimp Content Style Guide'ın ses ve ton rehberinde yer alan o meşhur 'What we are NOT' bölümü bu yüzden kusursuzdur: 'Eğlenceliyiz, ama şapşal değiliz.' Bu netlik, bitmek bilmeyen revizyon döngülerini tek hamlede keser. İçerik zanaatında kusursuz bir metni sadece 'ne istediğinizi' tarif ederek sipariş edemezsiniz. Yazarın asıl potansiyeli, metne girmesi kesinlikle yasak olan klişeleri, kalıpları ve formatları net bir şekilde çizdiğinizde ortaya çıkar. Sınır, yaratıcılığın düşmanı değil, yakıtıdır. Atölyenize götürebileceğiniz tek kural şudur: Brief'inizi hazırlarken 'Ne istiyoruz?' sorusuna ayırdığınız zamanın tam yarısını 'Neye tahammülümüz yok?' sorusuna ayırın ve bunu yoruma kapalı, kesin bir liste olarak yazara iletin. Peki siz, bir sonraki içerik siparişinizde hangi kelimeleri yasaklayarak yazarınızı klişelerden kurtaracak ve onu gerçekten özgürleştireceksiniz?
